Filmavi

Haberler

BEYAZ PERDE MAVİYE BOYANDI

D-Marin 4. Deniz Filmleri Festivali, 27-30 Haziran tarihleri arasında D-Marin Turgutreis Cinemarine açık hava sinemasında gerçekleştirildi.

D-Marin Turgutreis ve Naviga dergisinin birlikte hayata geçirdiği festivalde denizi konu alan dört film gösterildi. Türkiye’nin açık hava sinemasına sahip tek marinası olan D-Marin Turgutreis’in ev sahipliğinde yapılan etkinliğe Bodrum Yarımadası’ndan deniz ve sinemaseverler yoğun ilgi gösterdi.

Denize, denizde yaşama ve insana dair tüm duyguların yer aldığı filmlerin tamamı gerçek yaşam öyküsünden alındığı için de ayrıca dikkat çekti.

Her akşam gösterimden önce Naviga dergisi kurucularından Erol Kepenek, filmle ilgili kısa birer konuşma yaptı. Kepenek konuşmasında “Her film bize bambaşka bir dünyanın kapılarını aralar ve o dünyanın yaratılması, o hikayenin anlatılması bizim perdede gördüklerimizin ötesinde emek gerektiren bir süreçtir. Ancak denizde geçen filmleri hayata geçirmek, deniz hikayelerini anlatmak çok daha zordur. Bütün bu zorluklara katlanarak perdeye taşınan ve bizlere ilham veren deniz hikayelerini sizlerle buluşturmak bu yüzden bizim için çok değerli. Bunu başarmamızda bize destek olan D-Marin’e ve Cinemarine’e bir kez daha teşekkür ediyoruz” sözlerine yer verdi.

Festivalde ayrıca izleyicilerin çevre konusunda duyarlılığını artırmak amacıyla Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın hazırladığı kısa filmler gösterildi.

27 Haziran’da festivalin açılış filmi olarak perdeye yansıyan Adrift’te (Sürükleniş), tanıştıktan kısa süre sonra birbirlerine aşık olan ve hayatlarının macerasına doğru yelken açan iki deniz severi anlatılıyordu. Richard ve Tami, okyanusta bir süre ilerledikten sonra hava bozmaya başlamış ve ikili tarihte görülmüş en büyük kasırga felaketlerinden birinin ortasında kalmıştı. Sonradan Raymond adı verilen fırtınadaki dalgaların büyüklüğünün 12 metre rüzgârın hızı ise 140 knot yani yaklaşık saatte 260 kilometreydi. Fırtınalara ve zorluklara rağmen filmin ve hikayenin ana karakterinin hâlâ denizlerde olması maviye sevdalananların hayat boyu bu sevdadan vazgeçmediğinin kanıtıydı.

D-Marin Deniz Filmleri Festivali başladığı günden beri denizi sadece mekân olarak kullanan yapımların ötesinde, denizin öğreten, geliştiren, büyüten, korkutan tüm yanlarını yansıtan eserlere yer veriyor.

28 Haziran’da gösterilen L’odyssee (Derinliklere Yolculuk) adlı film de bu anlamda çok özel bir konuya sahipti. ‘Yaşayan Deniz’ belgesel serisiyle yetmişli ve seksenli yıllar boyunca yurdumuzda fenomen olan Jacques Cousteau filmin ana karakteriydi.  Okyanus bilimci, kâşif, iş adamı, mucit ve Altın Palmiye ödüllü yönetmen olan Kaptan Cousteau'nun sadece derinlerdeki yaşantısını değil kendisini çok seven eşi Simone ve iki oğluyla olan ilişkisi, L’odyssee’nin konuları arasındaydı. Denizlerin uçsuz bucaksız dünyasını keşfedebilmek için Calypso’yu alan Kaptan Cousteau'nun oğulları ve eşiyle olan dalgalı ilişkisinin yanı sıra çevre konusundaki bakış açısındaki değişim de dikkat çekiciydi. Antarktika’dan Bahamalara kadar dünyanın farklı yerlerinde beş ay boyunca yapılan çekimlerde elde edilen görüntülerle sualtının bin bir rengi perdeye yansıdı.

29 Haziran’da gerçek hayat hikayelerinin anlatıldığı zaman tünelinde İkinci Dünya Savaşı durağına gelmişti sıra. Against The Sun Amerikan donanmasından bir pilot, bir topçu ve telsiz operatörünün uçaklarını Pasifik Okyanusu'na indirmek zorunda kaldıktan sonra verdikleri yaşam savaşını anlatıyordu.

Askerler küçücük bir botta açlık, susuzluk, kötü hava koşulları, köpekbalıkları ve en kötüsü kendi aralarındaki gerilimle baş başa kalmış, seyirciler de heyecan içinde bu mücadelenin nasıl sonuçlanacağını izliyordu. Film sona erdiğinde herkes askerlerin gösterdiği azme hayran kalmıştı.

Festivalin kapanış filmi The Mercy (Merhamet) 1968 yılında geçen bir hikayeyi anlatıyordu.

Sunday Times adlı İngiliz gazetesi, o yıl hiç durmadan ve yardım almadan yelkenle dünyanın etrafından dolaşacak ilk kişiye 5000 pound ödül vereceğini açıklamış, o yıla kadar hiç denenmemiş Golden Globe adı verilen bu okyanus yarışına dokuz kişi katılmaya karar vermişti. Katılımcılardan biri de Donald Crowhurst idi. Kendi icat ettiği tekne ekipmanlarını satmaya çalışan bir tüccar olan Crowhurst, o güne kadar hafta sonları ailesiyle çıktığı seyirler dışında yelken yapmamış bir amatördü. Batmakta olan işini kurtarmanın yolunu para ödülünü almakta gören Crowhurst, atıldığı macerada gerek koşullar gerek teknede yaşanan hasarlar sonucu içinden çıkılmaz bir duruma sürüklendi. Önünde iki seçenek kalmıştı ya dürüstçe yenilgiyi kabul edecek ve bütün parasını kaybetmiş olarak evine geri dönecek ya da yalan söyleyerek sahte bir zafere sahip olacaktı.

Filmde başrolleri paylaşan Rachel Weisz-Colin Firth ikilisi ile yönetmen koltuğundaki Akademi ödüllü James Marsh, zafer yolunda yaşanan yenilgi ve trajedinin, görmeye alışık olmadığımız bir biçimiyle seyirciyi koltuğa çiviledi. Denizlerin büyüklüğü ve gücünün halen insanoğlu için en büyük meydan okumalardan biri olarak kabul edildiğini bir kez daha ispatladı.

D-Marin 4. Deniz Filmleri Festivali, kimi savaş kimi fırtına mücadelesini kimi sualtı kimi su üstü dünyasının bilinmezlerini anlatan dört mavi film gösteriminin ardından seneye buluşmak dilekleriyle tamamlandı.

 

FESTİVALİN KAPANIŞ FİLMİ OLAN THE MERCY, DONALD CROWHURST’ÜN GERÇEK YAŞAM HİKAYESİNİ ANLATIYOR. PEKİYİ KİM BU DONALD CROWHURST?

Donald Crowhurst, 1932’de Hindistan’da doğmuştu. Hindistan bağımsızlığını kazandıktan sonra ailesiyle İngiltere’ye dönmüş, ailesinin Hindistan’daki yatırımlarının bulunduğu fabrikanın bir isyan sırasında yakılması sonrasında aile finansal zorluklar yaşamaya başlamıştı. Babasının 1948’deki ölümünden sonra Donald, okulu bırakmak zorunda kalmış ve Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde çalışmaya başlamıştı. Görevi pilotluktu. Daha sonra İngiliz Ordusu’na katıldı ancak disiplin olayları nedeniyle buradan da ayrıldı. Bridgewater’a taşındı ve burada Electron Utilisation Ltd. şirketini kurdu. İşler başlangıçta iyi gitmesine rağmen bir süre sonra zorluklar yaşamaya başladı. Şirketi, finansal bir darboğazın ortasında iflasa doğru sürükleniyordu.

Crowhurst çıkmazdaydı. Hem şirketinin reklamını yapmak hem de 5.000 pound değerindeki para ödülünün cazibesiyle Sunday Times Golden Globe yarışına katılmaya karar verdi. Sponsoru batmakta olan şirketine de yatırım yapmış olan İngiliz girişimci Stanley Best idi. Crowhurst yarışa sağlayacağı hız avantajı nedeniyle bir trimaran ile katılmaya karar vermişti. Bunun için 40 feet (12,20 metre) uzunluğunda, Arthur Piver tarafından tasarlanan Teignmouth Electron adlı tekne Norwich’te inşa edilmeye başlandı. Teknenin güvenliğini arttırmak için Crowhurst bir mekanizma icat etmişti. Bu, teknenin direğinin tepesine takılacak olan bir yüzdürücü kese ve gövdede bulunan su sensörlerinden oluşuyordu. Devrilme durumunda gövdedeki su sensörleri direğin tepesindeki yüzdürücüyü aktif duruma geçirecek ve böylece teknenin tamamen alabora olması engellenecekti. Tekne bu durumdayken, üstte bulunan gövdeye su basılacak, dalgaların da yardımıyla tekne doğrultulabilecekti. Crowhurst, seyahati boyunca bu sistemi test etmeyi ve geri döndüğünde de üretimine başlayıp satmayı planlıyordu. Yani bu yarış Crowhurst için her açıdan kurtuluş umudu idi.

 

Katıldığı okyanus yarışında yaptığı hile ile tanınan ama herkesin kahraman gibi hatırladığı şanssız bir denizcinin hikayesinin devamı: 

http://www.navigamagazin.com/yazi/471/okyanuslarin-onurlu-duzenbazi-donald-croWhurst-(1).html

 

ATIK PİL TOPLAMA REKORU

D-Marin Göcek ve D Marin Turgutreis, Mavi Bayraklı Marinalar arasında düzenlenen ‘En çok atık pil toplama’ yarışmasında dereceye girdi. D- Marin Göcek 48, D-Marin Turgutreis de 47 kilo atık pil toplayarak çevreye olan duyarlılığını bir kez daha kanıtladı. 

Turgutreis’te sıkı yarış

Dragut Sailing Cup'ın birincisi ise D-Marin Turgutreis'te yapıldı. Turgutreis Yelken Kulübü işbirliğiyle 6-7 Nisan'da gerçekleştirilen yarışta, IRC 1'de Bodtüm Keyif 60, IRC'de Armador, destekte Nora tekneleri birinci oldu. Üç ayaklı trofe sonunda dereceye giren teknelere ücretsiz bağlama, bedelsiz çekme-atma, D-Marin Transit Pass gibi etkileyici armağanlar verilecek.

www.d-marin.com

 

BASRA KÖRFEZİ’NDEN ADRİYATİK’E

Doğu Akdeniz’in en büyük marina zincirlerinden biri olan D-Marin, Dubai’de yapılan anlaşmalar sonunda beş ülkede 14 marinaya ulaştı. Körfez bölgesinde yer alan marinaların gelişimi ve yönetimi konusunda artan talebi karşılamak amacıyla Meraas ve Dubai Holding işbirliğinde kurulan D-Marin Dubai LLC, Al Seef, Marasi ve Jaddaf Waterfront marinaları ile yönetim anlaşmasına vardı. Bunun yanı sıra firmanın Port De La Mer, Dubai Harbour, Marsa Al Arab marinalarına da teknik danışmanlık hizmeti vereceği açıklandı.

Yelkenciler Sibenik’te

ORC 2019 Dünya Şampiyonası, D-Marin Mandalina’nın ev sahipliğinde 31 Mayıs-8 Haziran tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sibenik’te şimdiye dek düzenlenen en büyük spor etkinliklerinden biri olacak şampiyona Sailing Club Val, D-Marin Mandalina ve Sibenik Belediyesi işbirliği ile yapılıyor. 150 yelkenli ve bine yakın yelkencinin katılacağı D-Marin ORC 2019 Dünya Şampiyonası, 31 Mayıs’ta teknelerin ölçümleriyle başlayacak. Açılışı 2 Haziran’da Sibenik’te olacak organizasyon, bir uzun, bir kısa açık deniz seyir yarışının yanı sıra iki şamandıra yarışının ardından 8 Haziran’da D-Marin Mandalina’daki ödül töreniyle son bulacak.

www.d-marin.com

© Deniz Filmleri Festivali Filmavi bir Naviga markasıdır.

  • Facebook App Icon
  • Instagram App Icon

Filmavi

D-Marin 4. Deniz Filmleri Festivali

BEYAZ PERDE MAVİYE BOYANDI D-Marin 4. Deniz Filmleri Festivali, 27-30 Haziran tarihleri arasında D-Marin Turgutreis Cinemarine açık hava sinemasında gerçekleştirildi.